Polonya’da hükümet ile cumhurbaşkanlığı arasındaki gerginlik dev bir kurumsal krize dönüştü. Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin Senegal’e resmi ziyaret düzenlemek üzere yola çıktığı saatlerde, Başbakan Donald Tusk’ın talimatıyla polis Anayasa Mahkemesi binasına baskın düzenledi.
ANAYASA MAHKEMESİ'NE BASKININ ARDINDAN CUMHURBAŞKANI GERİ DÖNÜYOR
Baskın haberini uçakta alan Cumhurbaşkanı Nawrocki ziyaretini yarıda keserek acil kodla ülkeye dönme kararı aldı. Nawrocki: yaptığı açıklamada, “Böyle bir anda başkan Polonya'da olmalı. Senegal'e uçuşumu yarıda kesiyorum. Ülkeme dönüyorum." dedi.
MUHALEFET VATANDAŞA ÇAĞRI YAPTI
Gelişmelerin ardından muhalefet kanadı sert bir açıklama yaparak yaşananları hukuka ve anayasaya açık bir müdahale olarak niteledi. Muhalefet cephesi yaşananlar için "Dünya çapında benzeri görülmemiş bir darbe" dedi. Halkı Anayasa Mahkemesi binası önünde toplanmaya çağıran muhalefet liderleri, hükümetin adımını protesto etmeye hazırlanıyor.
Ülkede tansiyon hızla yükselirken gözler Cumhurbaşkanı Nawrocki'nin dönüşünün ardından atacağı adımlara çevrildi.
"ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI"
Baskın sırasında, Anayasa Mahkemesi'nin internet sitesinde dikkat çeken bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, mahkeme başkanının ani olarak görevden uzaklaştırıldığı duyuruldu. Mahkeme bunu yasadışı bir ele geçirme ve darbe olarak kınadı. Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın binaya girişine de polis izin vermedi.
POLONYA BAŞBAKANI: HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ YENİDEN TESİS ETMEK GÖREVİMİZ
Polonya Başbakanı Donald Tusk, “Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek görevimizdir. Yıllarca süren hukuksuzluktan sonra bu, zorlu, bazen acı verici bir süreçtir ve kararlı bir eylem gerektirir. Başka yol yoktur.” açıklamasını yaptı.
POLONYA NASIL BU NOKTAYA GELDİ?
Polonya'daki siyasi krizin temeli, yargının bağımsızlığı ve Anayasa Mahkemesi'nin kontrolü üzerindeki mücadeleye dayanıyor. 2015'te iktidara gelen Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), yargı sisteminde yaptığı değişikliklerle mahkemeleri siyasallaştırmakla suçlanırken, 2023'te iktidara gelen Başbakan Donald Tusk bu yapıyı değiştirmek için reform girişimlerinde bulundu.
Ancak PiS'in desteklediği Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Tusk hükümeti, Anayasa Mahkemesi üyelerinin atanması ve yetkileri konusunda karşı karşıya geldi. Tusk hükümeti önceki iktidarın yargı üzerindeki etkisini ortadan kaldırmayı savunurken, muhalefet hükümeti mahkemeyi kendi siyasi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışmakla suçladı.
Böylece geçmişteki yargı reformlarının meşruiyeti ve yeni hâkimlerin atanması konusundaki anlaşmazlık, ülkenin en üst devlet kurumlarını karşı karşıya getiren bir güç mücadelesine dönüştü



